• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • http://www.facebook.com/yerliburada?ref=ts&fref=ts
  • https://twitter.com/Yerliburadanet

Yerli Üreticiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam64
Toplam Ziyaret224429
Site Haritası

09.09.2018 - 2) Yerli Otomobilin Düşüncesi Hazırlık Süreci

Türkiye’nin DP iktidarı döneminde otomotiv sektöründe bir mesafe kat ettiğini önceki yazımızda ele almıştık. Fakat tüm bu gelişmelere karşın, 27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilen askerî darbe ile Türk ekonomi politikasında bazı değişiklikler oldu. Darbenin ardından yönetimi ele alan Millî Birlik Komitesi (MBK), DP iktidarının bütçe açığını tırmandırmasından dolayı yeni dönemde “planlı yatırımlar” yapılması anlayışını benimsedi. Hatta bunun için Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kuruldu.

Bu yeni dönemde, otomotiv sektörü de devletin gündemindeydi. Özelde ise, gündem otomobil üretimi idi. Bu düşünceyi kamuoyunun gündemine getirense Devlet ve Hükümet Başkanı Cemal Gürsel’di. Aslında otomobil üretimi bir ülkenin görünüşü (imajı), bugünkü tanımla “marka değeri” olduğundan o günün darbeyle başa geçen askerî yönetiminin, bilhassa başındaki isim olan Gürsel için de önemli bir saygınlık konusuydu. Fakat elbette bu düşünce sadece bir saygınlık konusu olarak görmek doğru değildir. Çünkü bu üretim, güçlü bir Türkiye için yapılan bir girişimdi. Öte yandan ilerleyen süreçte görülecektir ki, bu düşünce bir devlet politikası olmaktan ziyade bir “Cemal Gürsel projesiydi.” Hatta projede görev alan mühendislerden Şecaattin Sevgen’e göre, Gürsel’in bu projeyi istemesindeki sebep ordudaki yetersiz araçlar ve dışa bağımlı olunmasıydı.[1]

1961’in başında Gürsel tarafından kamuoyunun gündemine getirilen yerli otomobil üretme düşüncesi farklı çevrelerce ilgiyle karşılandı ve önemli bir tartışma konusu hâline geldi. Sanayiciler ve otomobil dış alımcıları (ithalatçıları), konuya kendi açılarından bakmalarının doğal bir sonucu olarak, bu konuda karşı karşıya geldiler ve haliyle bu düşünceyi sahiplenenler daha çok sanayiciler oldu. Öyle ki, Gürsel’in açıklamalarının hemen ardından 9 İstanbul firması Türkiye Makine Motorlu Vasıta ve Yardımcı Sanayi Birliği’ni kurdu. Bu ekibin ortak düşüncesi, Türkiye’nin hâlihazırda bir otomobilin %80’ini yapabilecek yeterlikte olduğuydu. Ayrıca, üretilecek otomobilin fiyatının dışarıdan alınandan farklı olmayacağı düşünülmekteydi. Buna karşın, Türkiye Kamyon ve Otomobil Acenteleri Dernekleri Birliği ise yaptığı açıklamada, yerli otomobil ve kamyon üretmenin ülkedeki yan sanayi eksikliğinden dolayı Türkiye için mümkün olmadığının altını çizdi. Diğer yandan, Makine Mühendisleri Odası ise üretim için olumlu görüş bildirdi. Bu süreçte özellikle bir isim ön plana çıktı: İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necmettin Erbakan. Her fırsatta Türkiye’nin kendi otomobilini yapabileceğini vurgulayan Erbakan, bunun ekonomik açıdan da verimli (rantabl) olacağını söyledi. İşte bu açıklamalarının da etkisiyle olsa gerek, 4 Mart 1961 tarihindeki Bakanlar Kurulu’nu bu konuda bilgilendirmek için çağrıldı. Cemal Gürsel’in katılmadığı uzun soluklu toplantıda düşüncelerini bir kez de bakanlarla paylaşan Erbakan, bir anlamda halka arz yöntemini önerdiği konuşmasında, Türkiye’nin “Yakın Şark’a” dış satım (ihracat) dahi yapabilecek konuma geleceğini söyledi. Bunun bir sonucu olarak, topluma bir özgüven geleceğini ifade etti. Fakat bu düşünceleri bakanların biri hariç, Sağlık Bakanı Ragıp Üner, diğerleri tarafından pek benimsenmedi. Karşı çıkanların ortak görüşü, Türkiye için bu hamlenin ağır bir maliyet getireceğiydi. Dolayısıyla, toplantı herhangi bir karar alınmadan sona erdi.

Bu arada, Sanayi Bakanı Şahap Kocatopçu 13 Mart’ta bir Avrupa yolculuğuna çıktı ve Ford, Renault, Volkswagen, Fiat ve Taunus firmalarını yerinde inceledi. Fakat dönüşünde katıldığı Bakanlar Kurulu’nda, yabancı yatırımcının Türkiye’de yatırım yapmasından yana görüş bildirdi. Bu toplantıyı asıl ilginç kılansa, kamuoyuna sürekli otomobil yapılacağı yönünde açıklamalar yapan Gürsel’in gerekirse bu projenin var olan ekonomik tablonun pozitif çıkmaması hâlinde 5 yıl ertelenebileceğini söylemesiydi. Yani Gürsel, “beklenebilir” diyordu. Bu arada, Sanayi Bakanı kısa bir süre sonra görevinden çekildi ve bunda otomobil konusunun etkisi olmadığını söyledi(!)

Tüm bu tartışma ve farklı görüşlere rağmen, devlet fitili ateşledi ve 22 Nisan 1961’de Başbakanlık’tan Ulaştırma Bakanlığı’na gizli bir yazı gönderildi. Devlet, “numune” bir dizel motor ile otomobil yapılmasını istiyordu. Dolayısıyla, ilk etapta bu işin olabilirliği üzerinde duruluyordu. Artık süreç hızlanmıştı. 15-17 Mayıs 1961 tarihleri arasında Makine Mühendisleri Odası I. Otomobil Endüstrisi Kongresi’ni düzenleyerek konuyu bilimsel açından ele aldı. Açış konuşmasını ise Cemal Gürsel yaptı ve şu çarpıcı sözü kullandı: “‘Türkiye’de otomobil yapılamaz’ diyorlar. Bu, tamamıyla kara bir düşüncenin mahsulüdür”. Dolayısıyla kamuoyuna yine olumlu sözler söyledi. Kongrenin sonuç raporu da, otomobil yapılabileceği hatta derhal yapılması yönündeydi. Yerli otomobil projesi artık ele avuca gelmekte, Türkiye’nin ilk yerli otomobili için kollar sıvanmaktaydı.


Son Posta 16 Mayıs 1961


Kudret, 16 Mayıs 1961




[1] Şecaattin Sevgen ile 28 Haziran 2011 tarihinde gerçekleştirilen görüşme.


Yorumlar - Yorum Yaz


Facebook
Twitter



Şirket Kayıt Formu
 şirket kayıt formu